21 Kasım 2008 Cuma

boz!

....






"avuçlarıma

siniyor
hiç dokunmadığım
bir mevsim..."







Boyanıyorum... Boylu boyunca uzanıyorum yanına. Ayaklarım boşluğu itiyor. Bir körün telaşında, el yordamıyla arıyorum dizlerimdeki izlerini... Kaç kez uyumalıyım göğsünde? Ne kadar sevebilirim seni? Hangi gözünle bakarsın saçlarımın rengine? Hangi elin dokunur parmak uçlarıma? Hangi eşikten atlamalıyım canını yakmadan... Korkuyorum!!




"Seninim.. Al ve ört üstümü.Sakla beni bileklerine."





Dört duvar ve bir oda... Küçük bir pencereden umuyorum ışığı. Değer (mi) yüzüme nefesin? Üşürmüyüm sen arkanı döndüğüne.... Sessiz çığlıklar atıyorum içimden. Soluğum gecene karışıyor... Bir "Ah!" yapışıyor dilime. Düşmüyor dudaklarımdan. Kilitlerim eski ve paslı. Yağmur altında kalmak nedir bilir misin? Beklemek senelerce hiç dokunmadığın bir mevsimi ... Gizlenmiş ve unutulmuş sözler var avuçlarımda. Bul hepsini... Boz oyununu kaderin.




Bir mumun ışığı kadar gözlerim. Yanımdan gelip geçerken gölgeler, titriyorum. Sönsem, ağır bir mum kokusu saracak etrafı... Genzin yanıcak belkide. Gözlerini kapat ve say içinden... Kaç yağmurlu gecede bekledin beni? Kaç sokak kovdu seni köşebaşından? Buradayım.. Şimdi saçlarımın bağını çöz ve öp, sevdiğin tüm kadınları bağışla hatrıma..






neslihan öncel / kırık zaman






....

2 yorum:

efrasiyab dedi ki...

üstümüze örtülen sade yokluklar...

phaloe dedi ki...

peki adamları da bağışlar mı tanrılar?