29 Şubat 2008 Cuma

birisine mektuplar 3...



b

i

r

i

s

i


ne

!




Hayat hep gizlediğin yerlerinden vuruyor seni. Zaman saklandığın yerde bulup sobeliyor. En büyük yalanı kendine söylüyor da kalbin, zamanı kandıramıyorsun işte. Sustuğun yerlerin acıyor en çok. Kaçış yok. Geldiğinde yüzüne çarpamıyorsun kapını. Kilitlerin tutmuyor. Boşa dönüyor anahtar.

Oysa sende biliyordun başından beri, herkes kadar yalnızdın, herkes kadar ölmüştün sen de birilerin de. Diğerlerinden ne eksik ne de fazla. Topraklara gömdüğün ellerin yetmedi sana, şimdi sessiz harfleri kazıyorsun inatla. Bilinmeyen bir dilden geliyor ya hani bazen kendine bile sesin. Bundandır ağırlığı o yolların sana.

Başı sonu belli olmayan yollarda geçiyor ömrün. Öyle çok dalıp gidiyorsun ki bazen, kendi izini kaybediyorsun kendi içinde. Ha Lüleburgaz ha Las-Vegas ne fark eder? Eskide kaldığın ıssızlıkta mı aramalı seni, geleceğe varmalarda mı susup beklemeli bilinmez. Belki de kırmızı tuğlalı bir duvarın önünde, adımsız ve nefessiz. Aralarda bir yerlerde sıkışıp dua etmeli belki de. Yüreğin sanmaktan yorgun, aklın hep gidemediğin yerlerde taklı ya da geç kalanlarda, ama sen yine de ilaçlarını almayı unutma.

Oysa sende biliyordun herkes kadar uzaktın o karlı tepelere. Diğerlerinden ne eksik ne de fazla. Sen sadece gecelerde kurmuştun hayallerini, yastık altına gizlediğin. Gündüzleri hakikatlerin vakitlerinde yaşıyordun. Susan acılar biriktiriyorsun yüreğinde damla damla. Bir balığın kalbini avuçluyor ellerin. Bundandır fazlalığı içindeki denizlerin.

Zaman koşarak gelip geçiyor yanından. Geçerken her seferinde, hızla çarpıyor sana. Şöyle bir sallıyor, silkeliyor seni ama düşmüyorsun. Eskilerini yamaladığın dikişlerin atıyor, kanıyor yüreğin. Arkasına bakmadan çekip gidiyor sonra zaman. Dudaklarında acı ama bildik bir gülümseyiş bırakarak...

Sende biliyorsun her şey bildik bir hikâye gibi aslında. Herkes kadar gidiyorsun, herkes kadar gömüyorsun kendini bir yerlere. Gözün gördüğünde, tenin bildiğinde, kulaklarında kuruduğunda nefesi, dilin döndüğünce yaşamaktır aşk. Zamanın merhametine sığınıp, kendinden kaçarak...


neslihan



kış



2008

28 Şubat 2008 Perşembe

yaktım...



Yüzüm ellerime düşmüş bu gece. Parmaklarım gözümde, akan nehirleri kapıyorum. Zaman
ömrümden ne çok şey aldı benim. Buna da alışır bedenim. Gözlerim ateşten bir kor, yüreğim denizden fırtına, ellerim çocuktan çaresizlik çalıyor. Bir yaprak ölmek üzere, titriyor eriyen karların altında, içimden kimsesiz bir adam geçiyor.


"Yaktım sana gelen, kâğıttan yaptığım kayıkları."



Bir sarmaşık arsızlığıyla ruhumu sarıyor göçün, bu göç değil diyorum hatırlanmak üzere saklanmış bir hüzün.



neslihan




kış



2008