sana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2009 Perşembe

elma bahçelerinde unuttuğun kalbine...

.




"sen, doğum günü öncesi hüzünlü çocuk...
elma bahçelerinde unuttuğun kalbine essin diye sabah yeli,
yumuyorum gözlerimi
. rüyana..."











ellerim, kutsal bildi her kelimeni. bu yüzden sana benzeyen ırmaklar aradım. ay ışığına sakladım ayak seslerimi. duymadın! sen baharlara inat deliren rüzgarların içinden geç. kırlangıç kanatlarına takılsın aklın, bir elinde uçurtmanın ipi, sımsıkı...
hayalden... kırmızı tuğlalı duvarları olsun çocukluğumun. ip atlayan küçük kızın gölgesi düşsün üzerine.
sen, doğum günü öncesi hüzünlü çocuk..
dudağın büzülmesin diye yağmurları kurban ettim gözlerimde. mucizesini söğüt dallarına saklayan mevsimlere inat, sınırsız topraklar düşledim. mavi bir gökyüzü, gözlerinde... sırtını okşayacak güneş. akşam sefaları yürüdüğün yollarda bitecek. elma bahçelerinde unuttuğun kalbine essin diye sabah yeli, yumuyorum gözlerimi. rüyana...










neslihan öncel / kafes
nisan 2009/ ankara





..

..

5 Nisan 2009 Pazar

keşke burada olsan!

.













"aynı düşün içinde kaç kez kaybolur insan?"








kelimelerce uzaktayım
sana!
mevsimlerin içine gizlediğim adını
kimseler göremesin diye
tütsüler yakıyorum ikindi vakitleri
hertarafım mavi
hayalini kurduğum
balıkçı kasabasındayım şimdi
bir kaç midye kabuğu topluyorum
kumların arasından
cam bir kavonuzun içinde birikiyorlar
günler geçiyor
bekliyorum
deniz deliriyor hava kararınca
kayalara vuruyor yumruklarını
öfkeli bir adam gibi
fırtına kuşları rüzgara karşı kanat çırpıyor
geceyi bölüyor sesleri
"keşke burada olsan!" diyorum
ellerimiz ceplerimizde yürüsek
sahil boyunca
sana anlatmak için aklımda tuttuğum
onca hikayeyi düşününce
"keşke burada olsan!" diyorum
dantel etekleri yeni kolalanmış
patiska bir çarşafın
üzerine bırakıyorum kendimi
biliyorum
az sonra geleceksin
başımın ucunda
fısıldadığın bir kaç kelimeyi
duyacak kulaklarım
sonra uykuya dalacağım...






neslihan öncel / kafes
nisan 2009







..

26 Mart 2009 Perşembe

sana...

.




"biliyorum eski bir çocukluk düşüydük ayrı şehirlerde büyüyen.

belki kardeş, belki iki iyi dost, belki cebindeki mavi miskettim... belkide başını okşadığın tekir kedi ya da uyku öncesi annenin sıcak elleri, yastığının sağuk yanağı... belkide yanından geçmiştim ve sen saçlarımdaki sarı tokayı görmüştün. biliyorum eski bir çocukluk düşüydük sen ve ben... belki kardeş, belki iki iyi dost... belkide gözlerini kapadığında saklandığın yerdim kimsenin göremediği. ya da hep öyle olmak istedim..."









barıştım korkularımla
sevdim aynaların karşısındaki sukunetimi
hiçliğin içinden çıkarak
bıraktım kendimi kuru kalabalığa


sana benzemek istedim nedensizce
baktığın yerlerdeki yol çizgilerini
kaldırımları ve insanları görmek istedim
duyduğun seslere aşinaydım belki
avuç içlerindeki çizgilerde
saklı ırmaklara düşüyordu kelimeler
ezberledim


çay bardağına uzattığında elini
aklının duvarlarını zorlayan
hüzünlü zamanları
rüzgara karşı teslim olan yaprağın
savruluşuna benzettim

saatler sürüklenirken yazgının içinde
birileri için ziyan olmuş bir geçmişin
penceresinden bakıyorum
ayak izlerinin olduğu yerler susuyor
öylesine baktığın yüzler
ağızlardan çıkan her kelimede
karanlığı çağırıyordu toprağın altından

çok zaman aynı şeyi düşünüyorum
senin için...
uzun bir yolculuk
bir trenin en son vagonu
yanıbaşında kitapların
kalemin ve kağıtların
yarım kalmış düşlerin suskun ağzıyla
aklından parmaklarına süzülmeyi bekliyor tüm kelimeler

bir dağ başı
karlı bir yol
odun ateşiyle ısınan tek göz oda
demini alıyor zaman
sana benziyorum nedensizce...








neslihan öncel/ kafes
26 mart 2009 sakarya





..