29 Kasım 2007 Perşembe

sınır

Hep aynı soruları soran bir kadının, kendi kemiklerini kemirmesi kadar tehlikeliydi aynalara bakmak ve kendi yüzünü okşamak elleriyle.. Kendine üflemek tenindeki tarçın kokusunu, ellerine yalanlar bırakmak kadar keskindi sınır..
Güçsüzüm ve giderek tükeniyor hücrelerim de ki, kırmızı halklar.. Güçsüzüm.. İşte bu kadar, işte kocaman, işte ben buyum!! Diyecek bir ben tükenmek üzereyken ve hatta bir benin kalmadığını anlatmaya uğraşırken, duvarlara yazmaya çalışırken, neden konuşuyorum hala !!!
Susmalıyım.. Ve artık çenemi kapamalıyım, geçmiş ve geçemişe ait bütün odaların kapılarını ardına kadar açmalıyım.. Belkide yürümeliym odalarda, basmalıyım yerdeki halılara.. Cebimdeki akrepleri, karnımdaki yılanları çıkarmalıyım.. Gözlerimi sökmeliyim yerlerinden ve ellerimi durdurmalıyım.. Kırmalıyım bütün kemiklerimi, un ufak oluncaya kadar ve yakmalıyım kanımı, savurup atmalıyım rüzgara, henüz kar yağmadan.. Soysuz renkler beyaza gömülmeden yapmalıyım..
Uçurumun kenarında oynadım hep, hemen kıyısında ki otları okşayışını sevdim rüzgarın.. Korktuğum halde, dizlerimin üzerine düşüceğim halde, kanayacağını bildiğim halde, geceyi sevdim, karanlığı sevdim..
Kendimden aldım öcümü sabahların körlerinde, kör olmak istedim, bozmak istedim oyunlarımı.. Daha da kaybetmek, daha da yitirmek istedim uzun saçlarımı.. Bile bile batmak istedim oraya, tam buraya, dibe gömülmek ve "vurguna gitti "desinler istedim ardımdan.. Kendi içim de gizli bir savaş bu ve artık bitirmeliyim..
Sınır da ki dikenli tellere takıldı kırmızı elbisem ve ayakkabılarıma çamur bulaştı.. Kurtulmalıyım ve temizlenmeliyim.. Eve dönmeliyim, merak etmişlerdir beni balıklarım.. Eve dönmeliyim ve sokağımı sevmeliyim ayaklarımla.. Limon ağacını kontrol etmeliyim, yeni bir filiz vermiş mi diye.. Mutfağa girmeliyim ve bir çorba yapmalıyım, önce kedime süt vermeliyim sonra babama orta şekerli bir kahve..
Sonra.. Sonra başımı avuçlamalı ve eski fotograflara bakmalıyım. Dünyadan bir haberken, erkenken yani, çocukken, bilmiyorken yıldızların ne olduğunu, "o ıhlamuru içmeyeceğim" diye ağlarken, saçlarımı örerken annem, babam uyumadan önce masal okurken, Tanrının kim olduğunu bilmeden dua ederken yani...
Sonra.. Sonrası yok, aslında varla yok arasında bir sınırda, sigaramdan çıkan mavi bir duman var sadece.. Hepsi bu..
"babam bana masal okur mu bu gece?"

28 Kasım 2007 Çarşamba

yazdım

Herhangi bir şehir, herhangi bir yol, herhangi bir ev ve o eve ait soğuk odalar, duvarlara çakılmış gelişi güzel çiviler ve çivilerin üzerine asılmış yüzler, kokular ve sayılar.. Saydım herbirini ve gördüm seslerini.. Bir, iki , üç değildi yüzden geriyeydi..

Parmağımın üzerinde karıncalar yürüyordu ben gözlerimi yakarken odadın orta yerin de, dizlerinin dibin de, ayaklarının hemen önünde, sen yüzümü öperken..

Bir renge boyanmak, dudaklarımın arasına aldığım bir jilet kadar keskin ve yakıcıymış aslında.. Gözlerimi kestim ve karnımı tekmeledim, sen arkanı dönerken..

Tek ayağımın üzerinde denge de durabilmek kadar sallantıdaydı sana gelip gitmelerim.. Yere basmak istedim iki ayağımla, çıplak ayaklarımla odanın orta yerinde sen bana "sessiz olmasın" derken aslında ben avazım çıktığı kadar bağırmak istedim.. Gırtlağımı ciğerlerime kadar yırtarcasına bağırmak istedim.. Köpeklerin karanlık ormanın derinlerin de dolunaya uluması gibi..

Düşe yazdım, güze yazdım, oraya ve buraya yazdım, sana yazdım, sen camın önündeki tozları temizlerken, camın buğusunu parmak uçlarınla severken, kapını sonuna kadar açarken rüzgara.. Koltuğunu biraz öne çekerken, gelenleri uğurlarken akşam üstü ve sobaya bir kaç tahta parçası atarken ve yüzümü bölerken orta yerinden ve gözlerimi yırtarken sen, yazdım..
Koluma yazdım, yüzüme yazdım, yüzkere yazdım aynı üç kelimeyi.. Birbirinin aynı.. Herhangi bir zaman ait değildi herhangi bir yoldan geçmemişti henüz eskiyen rüzgar.. Ama yazdım dilimin ucuna ve sakindim söylerken.. Adın vardı başında ve ben adım adım geldim sokağına.. İşte oraya!! Adımlarını saydığın yere, sana en çok benzeyen yere yani.. En çok sen olmayı sevdim seni sevmeden önce.. Önce dilimi boyadım ve arkamı döndüm denizi olmayan şehre..
...
Şimdi kesiyorum herşeyi ve gömüyorum yanağımdaki çukura.. Herşey senin istediğin gibi, senin istediğin ses de ve solukta olsun.. Olması gerekliydi ve olması gerektiği zamanda oldu işte..
Yani senin istediğin gibi..
Yazdım ve suya bıraktım yarının gözlerini..