kırık zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırık zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2009 Salı

bana "hiç birşey" söyleme...

.




"az sonra köşebaşından döneceksin

ve ben unutacağım adını"







bana "tek birşey" söyleme
bana "hiç birşey" söyleme
bana "birşey" söyleme
artık!
belki birgün
belki biryerde
belki bir kitabın sonunda
bulacaksın kendini
sokaklara yağmur yağacak
caddeler dolanacak birbirine
etrafta koşuşan insanlar
kent karmaşısı
araba kornaları
içinden geçecek kaldırımlar
beyaz gömleğin ıslanacak
adımlarken asfaltı
sen hiç birşey hissetmeyeceksin...
evinin merdivenleri çıkarken
zorlanacak dizlerin
anahtarlarını arayacaksın ceplerinde
yine söylenerek geçiridiğin kötü güne
kilidi çevireceksin
ıslanan ayakkabılarını koyarken kapının kenarına
tenin ürperecek
üşüdüğünü hissedeceksin
bir kaç adım sonra odanda
oraya buraya fırlatarak üzerindekileri
temiz çamaşırlarını arayacaksın çekmecelerde
evin sıcak
üzerin temiz
birazdan karnında doyacak
ama
bana "tek birşey" söyleme
bana "hiç birşey" söyleme
bana "birşey" söyleme
artık!
daha korunaklı kılsın diye varlığını
vazgeçtim
sana yazmaktan
buz yakar ya tenini
sesin çıkmaz
soğuk ince ince sarar
elin tutmaz
adımların yavaşlar
nefesin ağırlaşır
ölüm öncesi sessizlik gibi
yandı tüm kelimeler
bana "hiç birşey" söyleme...





neslihan öncel / kırık zaman
nisan 2009


.

28 Şubat 2009 Cumartesi

nefesimi tutup dokunabilsem omzuna

.








"ve şimdi ruh kesiklerim ne zaman kanasa,
yumuyor gözlerini içimde kömür karası bir yara."



arkasında bir duvar olmalıydı her insanın. herşeye küs olduğunda, dönüp sırtını hayata, o duvara yüzünü saklamalıydı. ardına saklanmalıydı belkide... kendinden bile saklanmak istiyor insan bazen. ağır geliyor bedeni, taşıyamıyor ruhunu... unutmak eski bir düşü, bu kadar zor mu gelir insana? unutamıyorum sırtıma hünerle işlenmiş mevsimleri. kendi düşlerimin altındayım, yazgım tarafından işgal edildi hayallerim. beni, benim bile bilmediğim biri, birşey, biryer bağlıyor ayak bileklerimden buralara. gitmek istiyorum. gitmek istiyorum buralardan!!! gözlerim açık izliyorum olup biteni etrafımda. bir göz kırpışında tek tek fotoğrafları kalıyor insanların gözlerimde. geçmişe emanet, omzuma yük, dilime mühür, kalbime sancı, içime açılan kör kuyuları kalıyor insan yüzlerinin... dayanamıyorum artık, aceleyle alıp verdiğim nefeslere... soğuk, bedenimin kırıklarından içime giriyor, üşüyorum... kaygan bir asfaltta yürüyorum, sıcaklığını ben den mahrum etmiş güneşe kızarak ve söylenerek terli avuçlarıma, yine kendimle yürüyorum. hep yalnızdım bu yolda. bir süre yanımda yürüdü insanlar, zaman zaman değişerek isimleri.. sonra tek tek ardımda kaldılar, bir süre sonra ayak sesleri bile duyulmaz oldu. unuttum kokularını. esti rüzgar, yağdı yağmur silindi renkleri. şimdi arkamda heryer siyah. "neredeyim? kimim ben?" bilmiyorum...




"önümde koca bir şaşkın zaman,
ben baktıkça yüzümü tokatlayan."




bir balığın kalbine sıkıştırılmış kadar küçüktü hayat. içinde yüzdüğü denizin ortasında, girdaplardan habersiz taşımaya çalışıyordu hayatı, daha büyük sulara. oysa tüm sular kendine akıyordu insanın. biliyorum, duydum çok zaman önce, uzakta bir adamın sessiz çığlıklarını. bana benziyordu gözleri... gördüklerini unutmak için gelmiş, yürüyordu kaldırımda. ağzımın kuytu yerlerine sakladığım cümleler vardı benim. avaz avaz bağırıp söyleyemediğim. bu yüzden yazdıklarımızı hep sildik karşılıklı, iki korkak çocuk gibi. bu bizi daha korunaklı yapar sandık/dı/dım... sanılarla nasıl geçer bir ömür? nasıl seyreltir dudağımızdaki tuzu, eriyen buzlar? üzerinden geçtiğimiz tahta köprüler sallanıyor, ha yıkıldı ha yıkılacak... köprünün altındaki sular hep tersine akıyor. geçmiyorzaman . aklımdaki ölüm, dır dır eden yaşlı bir kadın misali konuşuyor benimle. gitmek istiyorum. gitmek istiyorum buralardan...




"büyümesine izin vermediler düşlerimin,
oysa senin içinde ekmiştim hayalden topraklara.
düş!"





renkleri dört mevsim önce sararmış masallar yazdım sana. doğmamış oğluma anlattım. ozaman, daha uzak bir ülke oldun sen. en çok ozaman özledim seni. iki düşü bir araya getiremeyen yazgıya isyanım. yazıp yazıp sildiğim, sonra unutmak istediğim cümlelere emanet ettim seni. kokusu çoktan unutulmuş bir rüya var yastığımın altında. uyuyabilsem keşke... uyuyabilsem ve görebilsem, nefesimi tutup dokunabilsem omzuna . söyleyebilsem yarım kalmış tüm sözleri...






neslihan öncel / kafes
kış 2009





..

31 Ocak 2009 Cumartesi

uykum var...

.





"bana olan sana olsun... "






acıyor mu gerçekten?
evet acıyor!!! ama inan ki sebebini bilmiyorum..
kırgınmıyım sana?
evet!!! ben, yemin edebilirdim seninle en derin nefesleri aldığıma..
üzgünmüyüm?
evet!!!
sebebi..?
sebebi basit... sebebi fırtına.. sebebi yollar.. sebebi kış... sebebi SEN!!!





uykum var. anlıyor musun? uykum var... okyanusun diğer tarafına geçmek isteyişim bundan. cenneti düşlemiyorum elbette. biliyorum, ruh kesiklerimi hiç bir su iyileştiremez artık.. suda yanıyor.. canım gibi yanıyor sular. çığlıklarını duyuyorum. dalgalar yankı yankı geliyor kulaklarıma. tokat gibi çarpıyor. gece uyumak nasıl birşey diye merak ediyorum. başımı yastığıma koyduğumda, gözlerimi kapatıp rüya görmeyi hayal ediyorum. nasıl bir kuyuya düşmüşüm meğer, kokunu kurtarmak için uğraşırken. burası hep karanlık...uykum var. anlıyor musun? uykum var...









neslihan öncel / kırık zaman

2009 kış







...

29 Ocak 2009 Perşembe

kor

Yaşadığım düş, uzak, esrik, eksik, erken, zamansız, hasta, sakat, dilsiz, sessiz, aşkın vahşi tadını aldığım;

kelimelere sattım yüreğimi.. geceye işleyen her ay, yaktığım her mum , kaybettiğim her şey, yazdığım her şiir, eski fotograflardan silinen yüzüm, yüzün, gözündeki hare, sesimdeki yankı ve ateşin içindeki KOR.....






neslihan öncel/ kırık zaman


2009 kış




...

25 Ocak 2009 Pazar

ay geceye dokunmazsa


...








...ay geceye dokunmazsa, kırılır dilde söz !!!










senin bildiğin birşey değildi gözlerimde gördüğün. bunu sana anlatamazdım.. sen susarken, söylemezdim sana ölümün rengini... uzak geceler biriktirdim, yastığımın altında.. kapadım gözlerimi sımsıkı. ölümü gördüm. sabahı bekledim. martı çığlıklarını, çalar saati, çocuk seslerini ve bir ihtimali ...










neslihan öncel / kırık zaman

kış 2009










...