8 Şubat 2009 Pazar

ve zaman geçmiyor buralarda...

..

"sahipsiz gölgeler gibi,
savruk ve şuursuz yürüyoruz.
ardımızda güneşi ve umudu bırakarak.."






çok düşündüm. geceyi sabaha emanet ederken gözlerim, ürkek bir kuş gibi camın önünde izledim hayatı. insanlar bir yaprağın rüzgara karşı duramayan yüzü gibiydi. çok düşündüm savrulmayı, savurmak değildi niyetim. öyle gelişi güzel dağıtmak istemedim sözlerimi. zordu akıntıya karşı direnmek ve yanından geçip giden sesleri öylece izlemek... şimdi eski bir kitabın son kelimesi gibi gibi kokuyor ellerim.içime sen diye dumanı çekiyorum derin derin. ve zaman geçmiyor buralarda...








neslihan öncel / duvar notları
kış 2009




..

4 Şubat 2009 Çarşamba

sözünden dönmüş bir uykunun, yarım kalmış dauları...

..






"az sonra sesssiz bir yalnızlık başlayacak aramızda
sen orada dur şimdi... kal gelsin dizlerine...
sus gelsin dudaklarına... nefesini tut, duymayayım..
bilmeyeyim orada beni izlediğini..

ve bunu rüyalarına anlat o duvarın arkasında...."








içimden, öyle derinden bir yerlerden kelimelerden ırmaklar akıyor ağır ağır.. senin göçünü taşıyor hayalden denizlere... gözlerin mi dokundu dudaklarıma? ben mi öptüm gözlerini? hatırlamıyorum... sen elini saçlarıma sürdün, yağmur uyudu... sen gülümsedin, ay sustu.. kokunu hatırlıyorum... daha fazlasını değil. ya da daha azı yok ardına bıraktıklarında... buluta mecbur değildi yağmur. akacaksa akardı damardaki kan. ellerimdeki çizgiler yön değiştiriyor şimdi. yazgım bir düşe kanıyor...


kelime oyunlarından sıkılmış bir şiir kadar isyankar parmaklarım. neresinde kim var bu satırların... hangisini daha çok sevdim ki ben.. bilmiyorum... gidesi gelmiş bir gölgeyi durduramıyor zaman, uykusu kaçmış bir düşü kandıramyor hiç kimse.. sözünden dönmüş bir uykunun, yarım kalmış daularını yazıyorum şimdi. yeni göçler yaratıyorum... yeni bir kalp atışı, yeni bir nefes omuzlarıma, yeni bir rüzgar, yeni bir renk, yeni bir güneş belkide sabah olur diye... olurmu?

rengine mi aldanmıştı bileklerim? o yüzden mi ağır geldi soluğun kendine? bilmiyorum. gitmek istedin gittin... kelimelerce sustum sana... bilmedin şehrime yağan yağmurla uyudu gece.. görmedin karda bıraktığım ayak izlerini... artık sensizde uzun cümleler kuruyorum. camın önündeki menekşeyi seviyor gözlerim ve ellerim unutuyor dizlerini... yeni şarkılar dinliyorum, tanımadığım insanları selamlıyorum sokakta, korkmuyorum konuşmaktan... zaman geçip gidiyor.. haklıydın aslında, zamanla acında hafifliyor..



kesik cümlelerin var ben de kalan, eski bir mevsim gibi soluk, sararmış ve hüzünlü.. kanıyorda üstelik. bir devrim yap kendine ve gel son kez aslında. aslında son kez gel.. ve ben de kalan bu dilsiz göçü taşı...







neslihan öcel / adam

2009 kış








..