kafes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kafes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2009 Cumartesi

sonra yine gideriz...

.








belki sonra yine gideriz
birlikte...
anahtar deliğinden bakarız
kapının
kimse görmez bizi
bir yağmur yağar
camın önündeki güvecinin ağzı ıslanır
sen unutursun arka bahçedeki körebeyi
sallana sallana köşe başından döner
mahellenin delisi
bir bakarsın cebinde elma çekirdekleri
talihin döner
yüzün değişir
terleyen ellerin kurur belki
sen yine de yanına al
uykunu
sonra yine gideriz
birlikte...





neslihan öncel/kafes
mart 2009 /sakarya



.

21 Mart 2009 Cumartesi

kafes/tahta atlar

.




...ben duydum
çok zaman önce
kayıp iklimin
küflü kokusunu
yolunu şaşırmış yağmur
aldanınca rüzgara
yumdum gözlerimi
başka bir duvara
yastığımın ucunda
annem den kalma bir masal
tavandan sarkan tahta atlar
dört nala ilerlerken geceme
ben sustum...





neslihan öncel / kafes

mart 2009

..

20 Mart 2009 Cuma

kafes


.



musa'ya



incir ağacından düşen bir çocuğun yaralı dizlerinde ellerim
kulaklarımda "anne acıyor" sesi
bildik bir çocukluğun tanımadığım yüzü
yağmur temizler mi sonu olmayan yolumuzu?
ardımızda geçmişi bırakma isteğimiz zorlarken kalbimizi
aşabiliriz miyiz o tepeyi?








neslihan öncel/ kafes

mart 2009



..

18 Mart 2009 Çarşamba

kafes

.



"oysa herşey senin elindeydi!!!"






ben badem ağacının gölgesinde büyüyordum
badem ağacı ellerimde..
durdum!
... ve ardıma baktım güneş batarken.
durmayı bir türlü beceremeyen zamanın
koynunda sevişiyordu gecelerim.


hasta bir mevsimin
ağrıyan günlerini
yuvarlıyorduk yokuş aşağıya
boşluğun dayanılmaz acısı
dile vuruyordu
biz sızlayan cümleler kuruyorduk.







neslihan öncel / kafes

mart 2009





..

1 Mart 2009 Pazar

ilk rüzgarda ...

.



"dedim ki; uçurumlar çağırıyor beni,

ilk rüzgarda gideceğim.
arkamda ceviz ağacı, boynunu bükecek..."




akşam olmadan ıslanlanmalı sokaklar. kaldırımlara gecenin rehaveti çökmeden, ayaklarımın altında gölegemin dili çözülmeli. dumanı tüten evlerin tek göz odalarında gözlerim. pencereler soğuk, merdivenler dik. avuçladım yalnızlığı, yürüyorum. kendime yabancıyım artık. aynadaki ben hergeçen gün uzaklaşıyor benden. ruhum bu bedeni kabul etmiyor. isyan zamanı ya da kurtulma isteği yazgımdan. üstüme bulaşan lekelerden anımsıyorum dünde kalanları. ezberlediğim dualar dudakalırımı üşütüyor. okuduğum şiirleri çoktan unuttum. hevesi kaçmış acemi bir duman gibi dağıtıyorum cümlelerimi, öyle gelişi güzel... "keşkeler" ve "belkiler" arasında yorulan ruhumu teselli edemiyor hiç bir bahar. uçurumlar çağırıyor beni, ilk rüzgarda gideceğim. arkamda ceviz ağacı, boynunu bükecek. otlar henüz yeşermeden, toprak kokuyorken ırmağın kıyısı, çığlık atan sazlıklara kulaklarımı tıkayıp, koşarak tahta köprünün üzerinden ve bakmadan arkamdaki su içtiğim çeşmeye gideceğim.


anlaşılmaz değildim ya da daha farklı.. çözülmez bir yanı yoktu sorularımın. sadece biraz daha yanlızdı yastığımın soğuk ucu. uyumak isteyişim ve bunu bir türlü beceremeyişim bundandı. zaman üstüme sürüyordu atlılarını, kılıçtan geçiyordu gecelerim ve günlerim kan kokuyordu. oluk oluk akarken düşlerimin kırmızısı parmaklarımdan, ben kadın olmayı öğreniyordum.


küçük bir çocukken, beyaz kağıtlara rengarenk boyalarla çizdim düşümdeki evi.. ortasına beyaz sayfaların küçük pencereli, pembe perdeli, geniş kapılı bir ev. etrafı çimen patika bir yol. elmaları kızaran yeşil ağaçlar... mavi bir ırmak, usul usul akan... güneş hep parlaktı, gözlerimi kamaştıran. ilk hayallerimi yaptığım resimlere bakarken kurdum herşeyden habersiz... birde gökyüzüne pamuktan bulutlar çizdim, kenarına kanatları geniş martılar... insan yüzlerini ozaman da çizemezdim. hep arkası dönük olurdu çöp adamların... mutluluk buydu ozamanlar.. güneşli bir pazar günü, bahçede sabah kahvaltısı, kızarmış ekmeğin dumanı, söğütün dalları, masaya uzanan küçük kedi, ozamanda sessizdi gülüşlerim...




"dedim ki; gitmek arzusu her geçen gün,
daha da büyüyor içimde.. sanırım ölüyorum.
zamanım kısalıyor. rengini göremiyorum mevsimin"






neslihan öncel/ kafes

kış 2009





.