12 Şubat 2008 Salı

sen!!!



Geceleri karartmayı senden öğrendim. Soğuk olurdu böyle zamanlar. Ellerinin gölgesinde kalırdım ve sadece kal demeni beklerdim. Yağmuru boğardın nefesinle ve ben korkardım arkanı dönüp giderken sen. Ne çok söz katlettim bir bilsen. Kendime verdiğim sözleri tutamazken ben, sen de olanı tutmaya çalıştım. Arsızdı gece yatağına sokulan, koynuna zorla giren gölgeydim ben.



Ağlamayı marifet sandım senden gizli yorganın altında. Günleri eksilttim sana uzanan her köşe başında. Duvarlara yazdım içimde var olanı uykuyla uyanıklık arasında bir yerde. Sana söylemedim. Aynadaki yüzüm artık bana benzemiyor. Ne sen olabiliyorum ne de kendi kokumu bulabiliyorum artık.

Yılgın rüzgarlar getiriyor haberini bana. Yorulmuşsun, omuzların çökmüş erkenden. Yanından geçenleri fark etmiyormuş gözlerin. Bakmıyor muşsun güneşe eskisi gibi. Memleket tütmüyormuş burcu burcu burnunda. Nereye baksan okyanus, nereye gitsen yollar uzuyormuş sana… Sözcüklerin sığmaz olmuş kendine de anlatamazmışsın yüzündeki hüznü aynalara. Kimseler bilemezmiş etine işleyen acıyı.

Bu sen değilsin. Sen değilsin bu soluk benizli adam. Yönünü kaybetmiş bu yorgun gemi sen değilsin. Kim olduğu(mu) bilmiyorum ama kim olduğu(nu) biliyorum artık. Sen… Ahh sen… Sen geceler boyu için için ağladığımsın. Hıçkırıklarımı annemden gizlediğim, nefesimi yastığımda boğduğumsun. “Bu köşe başından geçmiş midir?” diye o köşe başında saatlerce durduğumsun. Gar meydanındaki kuşlara belki elin değmiştir diye okşadığımsın. Sahi sevmiş miydin balıkçı pazarındaki kedileri? Okşamış mıydın başlarını? Ahh sen…

Sen, bir şarkının hüznünde içimi siyaha boyadığımsın. Belki gelirsin diye çıplak omuzlarıma sevinçler yüklediğimsin. Uzaklığını hesaplayamadığım iklimlerde yaşamamışlıklarımızı sorguladığımsın.


Keşke… Keşke demedim hiçbir zaman. Her şey olması gerektiği anda, olması gerektiği kadardı nasıl olsa. Avuçlarıma iliştirilmiş, kader denen yazgıya inandım. İnan ki inandım yazgıma. Belki elimdeki çizgiler kapanmasın diye yakmamıştım ellerime kınalar. Değişmesin varsın kaderimin bana yazdığı hikaye… Ama.. Ama sen .. Sen bu değilsin…

Sen, camın arkasından sararmış yüzüne dokunduğumsun. Çocuk gözlerinle yüreğime akansın, sel gibi alıp götürensin tenindeki sıcaklığa. Oysaki kokunu bile bilmiyordum. Bilmeden sevdim ellerinin kokusunu. Değmeden bildim sıcaklığını. Ahh… Sen, aldatmadan tüm sözcükleri geceye serdiğimsin. İçindeki alevlere her gece döşek serdiğimsin. Koynuna serin düşler bıraktığımsın. Öfkemin köpüğünde boğulurken, yüreğimde umudun zerresi kalmamışken ve yalnızlığın fahişesi olmuşken ben, sen elini uzatansın bir gece yarısı…

Hüzün dolardı odama sen gelince, sırlarım kıyılarına vururdu her deli dalgada. Çözülürdü dilimin düğümleri. Oysa ne çok şey saklıydı içimde. Ne çok zaman gizlemiştim her şeyi. Sağanağa tutulurdu gözlerim, sen nasıl severdin beni böyle gecelerde. Gözlerim yüreğine damlarken, dağlarken yüreğini sözlerim. Ne çok severdin beni de, söyleyemezdin…

Yorulmuşsun. Yılmışsın arkana bakmaktan. Uzakta bıraktıkların, omzuna bastırmış, acıtmışlar yüreğini. Yanmış gözlerin eski fotoğraflara bakarken, memleketin rüzgarı esmiş pencerene, soluğun kesilmiş. O okyanusta kaybolmak istemişsin. O ormanda bir yaprak… Sözcüklerin sığmaz olmuş kendine de anlatamazmışsın yüzündeki hüznü aynalara. Kimseler bilemezmiş etine işleyen acıyı.

Bu sen değilsin!!! . Sen değilsin “vazgeçtim” diye avaz avaz bağıran. Sen değilsin zamansız gelen mevsim. Kim olduğu(mu) bilmiyorum ama kim olduğu(nu) biliyorum artık. Sen… Ahh sen…


Sen sevdiğimsin benim… Görmeden sevdiğim. Dokunmadan bildiğim ellerini. Değmeden dudaklarına eridiğimsin. Sen sevdiğimsin…


Neslihan



kış 2008






3 yorum:

efrasiyab dedi ki...

ne kadari masaldi bu geminin ne kadari gercek. kendine mektuplar mi yaziyordu bir sizofrende, adresleri karistirmis bir postaci hep bir gemiye birakiyordu mektuplari. ahh postaci. kandiriyor musun beni? putur putur olmus yılan derimi oksayan bir sefkatli el degilde sivri bir kalem ucu mu? ben bir ruyadaysam eger morpehus, uyandığımda seni benim yarattığımı herkesi söyleyeceğim ve hiç bir kulun kalmayacak yeryuzunde.

sıradan cümleler dedi ki...

yazılanlar adresini bulur usul usul...

Adsız dedi ki...

Bununen temel nedeni,sıcak miscellanea ,topraktanzephyr ısıtılması ,vesilesiyle de uygun atmosferik cepheleri ve daha fazlası olabilir .